Kurtların Tarihçesi

16/12/2018 1 Yorumlar Genel,

KURTLARIN TARİHÇESİ

 

Köpekgiller familyasının en yaygın ve iri türü olan kurtlardan bahsetmek istiyorum. Araştırdıkça bende merak uyandıran ve kendilerine hayran bırakan bu hayvanları bir yazıya sığdırmak gerçekten mümkün değil. Mümkün oldukça en önemli özelliklerini aktarmak istiyorum.

Vücutları köpekten daha uzun, göğsü daha yüksek ve ince olduğu bilinir. Kafası büyük, kulakları kısa, püsküllü kuyrukları vücutlarının üçte biri uzunluktadır. Kurtların boyutları da yöresel olarak değişir. Doğu Avrupa, Alaska, Orta Rusya, İskandinavya ve Kuzeybatı Kanada’da en büyük kurtlar görülür. 160 cm vücut uzunluğuna +52 cm kuyruk, ağırlıkları 65-85 kg ağırlığına ulaşır. Orta Doğu, Akdeniz çevresi, Meksika ve Arap Yarımadası’nda ise en küçük kurtlar bulunur. 80 cm vücut uzunluğuna +29 cm kuyruk, ağırlıkları 20-30 kg ağırlığındadır. Renkleri ise alt türlerine göre yöresel olarak değiştiği de tespit edilmiştir. Özellikle kafatasları çok farklıdır. Göz yüksekliği, kulak içi, çene ve kesici dişleri kurtlarda köpeklerden farklıdır. Kurtlar sene de bir kez yavru yapar. Bir ayak izinin kurda mı yoksa köpeğe mi ait olduğunun belli olacağının detaylarını önceki yazıda belirtmiştim.

İnsanlar tarım ve sürü hayvancılığını geliştirmeden evvel kurt dünyanın en yaygın yırtıcı hayvanıydı. Avrasya, Kuzey Afrika ve Kuzey Amerika’da yaygındı. Özellikle Batı Avrupa gibi yoğun yerleşimi olan gelişmiş ülkelerde insanlarca soyu tüketildi. Bilinenin aksine Kurtlar çok iyi uyum sağlayabilen hayvanlardır, Kuzey Kutbu’nun buz çöllerinden, Orta Asya’nın ve Kuzey Amerika’nın kum çöllerine kadar farklı habitatlarda yaşabilir. Çoğu kurt bozkırlarda ve ormanlarda yaşar. Erken çağlardan beri insanların sahip çıktığı açık alanlardan ormanlara kaçması yüzünden orman hayvanı olarak tanınır.

 

Kurtlar genellikle bir sürüye bağlı olarak yaşarlar ara sıra yalnız gezen kurtlara da rastlanır. Kurtlar, köpeklerden daha geç, ancak iki yaşında üreyebilir, bu nedenle iki yaşını dolduruncaya kadar ailelerinin yanında kalırlar. Bir kurt sürüsü anne, baba ve yavrularından oluşan bir ailedir. Bir önceki senenin yavruları kendilerinden küçük kardeşlerine bakarak ebeveynlere yardımcı olur. Anne ve baba, çocuklarına karşı daima serttir, bu yüzden sürünün içindeki hiyerarşi bellidir ve kimse otoriteyi sarsmaya cesaret edemez. Akraba olan iki kurdun çiftleşmesi hiç görülmemiştir, yabancı bir kurt bulamazlarsa ömür boyu çiftleşmezler.

Kurt, dünyanın çeşitli kültürlerinde farklı şekilde mitolojiye yansımış, bazen hayranlık duyulmuş, bazen de tehlike olarak görüldüğü için de korkulan bir tür olmuştur. Avrupa kültürlerindeki masallarda ve efsanelerde çoğunlukla tehlikeli ve nefret edilen bir kötülük sembolü olarak geçer. Bu kötü yansımanın bazı örnekleri, İskandinav mitolojisindeki dev kurt Fenrisulfr ve kurtadam efsanesidir. Hatta ortaçağ Almanyasından kalan “Kırmızı Başlıklı Kız“ masalı ve diğer masallarda da kötülüğün sembolü kurttur. Diğer yandan, antik Roma kültüründe kurt, Roma şehrinin kurucuları Romulus ve Remus’u emziren kutsal bir yaratıktır.  Orta ve Kuzey Asya kültürlerinde ve bu kültürlerle eski bağı olan Kuzey Amerika yerli kültürlerinde kurt daima hayranlık duyulan ve kutsal sayılan bir hayvan olarak karşımıza çıkar. Türklerde, Aleut ve Tlingit halklarında kutsal ata ve halkın totemi olarak görülür. (Aleutlar alaska’nın bir bölümünde yaşayan, tlingitler alaska’da yaşayan bir Kızılderili halkı) Aleut halkı atalarının ruhlarının kurtların içinde yaşadığına inanır ve her sene göç eden bufalo sürüleri geldiğinde vahşi kurt sürüleri ile yan yana koşarak onlarla birlikte bufalo avlarlar.

Türklerin eski inançlarında ve mitolojilerinde kurtlar kutsal sayılır ve göğe doğru uluyarak Tengri’ye(eski Türkçede Tanrı,Gökyüzü) dua ettiğine inanılırdı. Türkler, Tengri tarafından gönderilen Asena adında bir dişi kurdun ilk hükümdarlarının annesi olduğuna inanmış ve kurdu kutsal saymışlardır. Kurt resimleri bazı eski Türk bayraklarında yer almış ve Türk ordusunun başında bulunan kimseye “kök börü” (mavi kurt yada gök kurdu) denilmiştir. Kurdun eski Türk kültüründeki yerini gösteren bir diğer kanıt da, bir çocuğu emziren dişi kurdun, MS 6. yüzyılda kabartma olarak Bugut dikilitaşına kazınmış resmidir.  Türklerin en eski düşmanlarından olan Çinlilerde ise Türk ordusu Kurt’a benzetilmiştir.

 

Bu anlattıklarım sadece çok az bilinen bilgiler daha o kadar bilinmesi gereken yönleri var ki yazarak bitmez. Naçizane bilgi ile fikir sahibi olduklarımı paylaşmak istedim…

 

Bir sonra ki yazıda görüşmek üzere :)

1 Yorumlar

premseselena:
16/12/2018, 01:05:24 AM
Yanıtla

Kurtlarla beraber bufalo avlayan kabilede ilginçmiş kurtlar ne kadar eğitilebilir olduğunu gösteriyor

Yorum Yap